İçeriğe geç

Yazar: Kuran Etimoloji

Kh-Ye-Ra (خ ي ر)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 196 kez, 5 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Kh-Ye-Ra (خ ي ر)

Kök anlamı: 1. seçmek, tercih etmek 2. iyi olmak, iyilik etmek, üstün olmak, üstün kılmak.

Hayr – İyilik, herkesin elde etmek istediği arzu edilen şeyler, seçkin olan, insanın zorlanmaksızın yaptığı her fiil

İhtiyar – daha iyi olanı, hayır görülen şeyi tercih etmek, seçmek.

Türkçe’ye girmiş türevler :hayır, hayrat, hırsız, ihtiyar, muhtar, istihare, muhayyer

Yorum Bırak

Ayn-Nun-Dal (ع ن د)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 201 kez, 2 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ayn-Nun-Dal (ع ن د)

Kök anlamı: 1. Israr ve inat etmek. 2. Yakınlık anlamı için konulan bir lafızdır; kimi zaman mekân, kimi zaman da inançla ilgili kullanılır.

inâd – uzaklaşmak, topluluktan ayrı durmak, yoldan çıkmak, haktan sapmak.

anîd – Yanındaki şeyi beğenen kişi. Yanındaki şeyle övünen kişi. İnatla muhâlefet edendir.

anûd – bilerek sapan/direnen

Türkçe’ye girmiş türevler : inat, anut, muannit

Yorum Bırak

Fe-Lam-Kaf (ف ل ق)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 4 kez, 3 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Fe-Lam-Kaf (ف ل ق)

Kök anlamı: Bir şeyi yarıp onu birbirinden ayırmak.

felâḳ – Tan zamanı, sabah aydınlığı.

feleḳ – İki tepe arasındaki basık araziye denir.

filḳ / feyleḳ – şaşılacak şey

feliḳ / fâliḳ – İki dağ arasındaki aralığa ve devenin iki hörgücü arasında kalan sırt kısmına denir.

Yorum Bırak

Cim-Nun-Nun (ج ن ن)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 140 kez, 8 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Cim-Nun-Nun (ج ن ن)

Kök anlamı: bir şeyin duyu organlarına saklı kalması, gizlemek, saklamak, örtmek, korumak, gizli kalmak

Cenan – kalp (duyu organlarından saklanmıştır.)

Cünnet – İnsanı örten ve koruyan kalkan, duyu organlarına karşı kapalı olduğu için gecenin örtücülüğü.

Cennet – ağaçlı olup ağaçları yeri kaplayan her bahçeye denir. Bazen, yeri göğü kaplayan ağaçlara
da denilir.

Cenîn – çocuğun annesinin karnında kaldığı sürecin adıdır.

Cin – duyulardan gizlenmiş/saklanmış olan rûhânî varlıklardır (melekler şeytanlar dahil).

Cinnet – cin topluluğu. Delilik.

Cünûn – nefs ile akıl arasına perde girmesidir.

Mecnûn – kendine bilgi öğreten cinin çömezi.

Türkçe’ye girmiş türevler: cenin, cennet, cinnet, mecnun

İbr/Aram gānāh, gənā גָנָה [#gny] örtünme, gizlenme, kapanma ≈ İbr gānan גָנָן [#gnn] koruma, etrafını çitle çevirme
~ Aram gannā/ginnəthā גַּנָּא, גִֺנְּתָא [#gn] bahçe < Aram gənā korumak, etrafını çevirmek (≈ Akad ganānu a.a. )

Yorum Bırak

Nun-Ayn-Mim (ن ع م)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 140 kez, 9 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Nun-Ayn-Mim (ن ع م)

Kök anlamı: mutlu/hoşnut olmak, zevk ve refahla yaşamak, bolluk ve iyi hal içinde olmak, kolay bir hayat sürmek, hayatın rahatlığını ve sefasını sürmek. Kolaylaşmak/yumuşaklaşmak (hafifleşmek).

Ni’met – İyi hâl/güzel hayat, maddî ve mânevî imkânlar, hoş/güzel hal

Na’im – bol miktardaki nimet

Na’me – iyilik

İn’am – başkasına iyilik yapmak, nimet vermek

Ne’am – “evet, iyi, hoş” sözcüğü, nimet kelimesinden alınmış bir “cevap” kelimesidir.

Nu’ame – yumuşak biçimde esen güney rüzgârı

Ne’am – deve, sığır, koyun, davar, mal, ehil hayvan. Develere mahsus bir isimdir. Çoğulu en’am şeklindedir. Bu şekilde adlandırılmasının mantığı, devenin onların yanında en büyük nimet olarak kabul edilmiş olmasındandır. Bununla beraber, bu sözcük deve, sığır ve koyun cinsi karışık olduğunda da söylenebilir. Ama içinde deve yoksa onlara en’am denmez.

Türkçe’ye girmiş türevler : nimet, enam, inam, nağme, velinimet

≈ Aram nāˁem נָעֵם hoşnutluk, uyum, ses uyumu

1 Yorum

Ayn-Vav-Zal (ع و ذ)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 17 kez, 4 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ayn-Vav-Zal (ع و ذ)

Kök anlamı: Başkasına iltica etmek, ona bağlanmak, sığınmak, korunmak

’uzet – sığınılacak yer

istiâze – sığınma/korunma isteği

Türkçe’ye girmiş türevler : euzubillah, maazallah

Yorum Bırak

Ha-Za-Be (ح ز ب)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 20 kez, 1 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ha-Za-Be (ح ز ب)

Kök anlamı: bölmek, insanları partilere / sınıflara / organlara / bölümlere ayırmak, insanları toplamak / birleştirmek.

Hizib – Sertliği, gücü olan bir topluluk, grup, taraftar, kafile, tayfa, bölük, ordu – birlik.

Türkçe’ye girmiş türevler : hizip

Yorum Bırak

Nun-Vav-Be (ن و ب)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 18 kez, 2 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Nun-Vav-Be (ن و ب)

Kök anlamı: Bir şeyin gidip gelmesi, dönüşümlü olması, sıra ile dönmesi. Sürekli gidip tekrar yuvasına döndüğünden bal arısına da nevb adı verilmiştir.

İnâbe – yönelme, gönül verme, Hak’ka teslimiyetle yönelme. Ona tövbe ve samimi amelle dönüş yapmak.

Münîb – Allah’a yönelen

Türkçe’ye girmiş türevler : nöbet, inâbe, münavebe, naip (istinabe), niyabet

Yorum Bırak

Mim-Lam-Kef (م ل ك)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 206 kez, 10 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Mim-Lam-Kef (م ل ك)

Kök anlamı: Sahip olmak, egemen olmak, hükmetmek, yargılamak, komuta etmek, saltanat kurmak, kontrol etmek, elinin altında bulundurup tek başına tasarruf etmek

Milk/Mülk – hükümranlık, güç, otorite, egemenlik alanı, krallık. Kendisinde tasarruf edilebilecek şeyleri güç ile ele geçirmek.

Melik – Hükümdar, halk üzerinde emretme ve yasak koyma yetkisine sahip olan kişi. Siyasete hükmeden herkese verilen isimdir. Bu, nefsine hakim olmak, temkin ile hareket etmek, kendisine verilmiş olan güçlerin yularını elinde tutup onları heva hevesin peşine düşmekten alıkoymaktır. Başkasına karşı gücünü kullanmada da kendine hakim olmadır; ister bizzat insanların üzerine almış olsun, isterse olmasın.

Melekût – krallık, devlet, Kuranda Allah’ın hükümranlığı.

Memleket – hükümdarın sahip olduğu ve sultası altında bulunan bölge.

Memlûk – el altında bulundurulan köleler, hükümranlığı (hakimiyet veya sahipliği) kabul eden kişi.

Melk/meleke – kuvvet, kendi başına olma, her bir zerrede devamlı tekrar eden, aynı olan; devamlı hep o tecrübe edilen bilgi, tecrübeyle elde edilmiş, alışılmış gibi tekrar tekrar yapılan iş, alıştırma, bir işi devamlı yapmakla, alıştırmalar, ustalıklar, melekeler ve maharetler kazanmak, ustalık etmek, bir işe devam ederek ihtisas kazanmak.

Milâk – temel, asıl dayanak, evlilik, duvar.

Melek – kelimesi (çoğulu melâike) Ugaritçe, Habeşçe, İbrânîce ve Arapça gibi Sâmî dillerde bulunan “göndermek” anlamındaki “Lam-Elif-Kaf” kökünden olup “haberci, elçi; güçlü kuvvetli, tasarrufta bulunan, yöneten” mânalarına gelmektedir. Kelime Grekçe’ye angelos, Latince’ye angelus, nuncius (elçi) ve legatus (mesajcı), Batı dillerine ange (Fr.), angel (İng.) ve engel (Alm.) şeklinde geçmiştir. İbrânîce mal‘ahın (mal‘akh) Sanskritçe’deki karşılığı angiras (ilâhî ruh), Pers dilindeki karşılığı angarostur (postacı, haberci). İbranice sözcük İranca fraēşta (1. elçi, ulak, 2. tanrısal elçi) kavramına tekabül eder ve MÖ 6. yyda Fars/Zerdüşt geleneğinden Yahudi kültürüne aktarılmıştır. EYun ángelos “1. elçi, 2. tanrısal elçi, melek” aynı sözcüğün doğrudan çevirisidir.

Türkçe’ye girmiş türevler : melek, melaike, meleke, mülk, emlak, istimlak (müstemleke), malik, malikâne, mamelek, meleke, melik (melekût), memleket (memalik), memluk, mülki, mülkiye, mülkiyet, temellük, temlik

~ İbr/Aram məlˀāk מַלְאך elçi, haberci ~ Aram maləkūth מַלְכוּת krallık, devlet < Aram melekh מֶלֶכ kral, melik ≈ Akad maliku

Yorum Bırak

Şin-Ra-Ra (ش ر ر)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 31 kez, 2 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Şin-Ra-Ra (ش ر ر)

Kök anlamı: kötü olmak, kötülüğe meyletmek, kötülük yapmak, hata bulmak

Şer – kötü, fena, çirkin, zararlı

Şerir – yaramaz, kötü iş, herkesin indinde çirkin görülen işi yapan. İnsanın yüzüne çarpan ses – kıvılcım

Şerare – kıvılcım

Türkçe’ye girmiş türevler : şer, şerir, şirret, şerare

Yorum Bırak