İçeriğe geç

Kur'an Etimoloji Yazılar

Kef-Fe-Ra (ك ف ر)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 525 kez, 14 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici, çiftçi.

Belki de, kelimenin birincil anlamının, aktif ve bilinçli bir niyetle gizlemek, üstünü örtmek (çiftçilikteki gibi) olduğu dikkate alınmalıdır. Bu da şunu doğurur: bir insanın kendi bilinçli/şuurlu kararıyla bir şeyi reddedip inanmaması. Bir şeyin reddedilebilmesi için önce o şeyin duyulması, görülmesi, deneyimlenmesi gerekir.

Küfür, realiteyi, hakikatı çarpıtmaktır. Küfrü benimseyene “fıtrî yeteneğini köreltip örten” anlamında kâfir denilir. Kâfir kişi de Allah’ın nimetlerini veya hükümlerini görmezlikten, bilmezlikten gelip inkâra gittiğinden bu ismi almıştır. Kâfir, gerçeği örten, nimeti görmezlikten gelendir. Tohumu toprağa eken ve böylece onu örtüp gizleyen çiftçiye küffar denildiği gibi, kılıcı örttüğü için kınına, karanlığı örttüğü için geceye, yıldızları örttüğü için buluta da kâfir denir. Bazı ibadetler ve tevbe de bir takım günahları örttüğü için bunlara da keffare(t) denilmiştir.

Türkçe’ye girmiş türevler: kâfir, kefere, küffar, kefaret, tekfir, küfürbaz

Aram #kpr (1. örtme, gizleme, 2. nimeti inkâr etme)

Yorum Bırak

Elif-Te-Ye (ا ت ي)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 549 kez, 6 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: gelmek, getirmek, geçmek, rastlamak, yapmak, işlemek, varmak, sürdürmek, ortaya koymak, göstermek, artırmak, üretmek, ödemek, ulaşmak, olmak, sollamak, yakına çek, gitmek, vurmak, karşılamak, katılmak, meşgul olmak, işlemek (örn. suç), üstlenmek.

Türkçe’ye girmiş türevler: ati

Yorum Bırak

Kaf-Vav-Mim (ق و م)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 660 kez, 22 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: Kalkmak, dikilmek, yükselmek, yukarı kalkmak, dikilip ayakta durmak, ayaklanmak, doğrulmak; devam ve sebat etmek, bir işin idaresini üzerine almak, bir işi yapmaya azmetmek, gözetip korumak, yönetmek, yürütmek, sıraya koymak, düzenlemek, kurala bağlamak, nezaret etmek, kurmak, doğrultmak, korumak, dik tutmak, hakkını gözetmek; kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş, ayakta;  duruş, boy, endam, saygınlık, rütbe. Kıymet, geçimlik, geçim kaynağı.

ikâme(t) : bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek, hakkını vererek yapmak, yerine getirmek, doğrultmak.

kıyâm : ayağa kalkma, durma, dikilme; karşı koyma, direnme; başında durma, yönetme

kıyame(t): insanın bir çırpıda ayağa kalkmasıdır. Sonuna hâ harfi ilave edilerek onun aniden meydana geleceğine dikkat çekilmiştir.

istikamet: dik durma, düz gitme, doğruluk, dürüstlük

makâm: hem mastar, hem kıyam yapılan yerin ismi, hem kıyamın zamanı için kullanılır: Kıyam etmek/ ayağa kalkmak, ayakta durulan yer, ayakta durulan zaman. Oturulan yer, durulan yer.

mukâm: konak

mukîm: sürekli, devamlı

kıvâm: bir şeyin kendisiyle ayakta durduğu, sabitleştiği, sağlamlaştığı sütun ve dayanak gibi şeylere işaret eder.

kayyûm: kıyâm kökünden mübalağa ifade eden bir sıfat olup her şeyin varlığı kendisine bağlı olan demektir.

kavim : aynı soydan gelen, töre, dil ve kültürleri bir olan insan topluluğu. Kadınlar olmaksızın erkekler topluluğu.

takvim: doğrultmak, düzeltmek, yetiştirmek, öğretmek, eğitmek.

Türkçe’ye girmiş türevler: kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh

İbr/Aram #ḳym (yeminli sözleşme, ant)

Yorum Bırak

Ayn-Lam-Mim (ع ل م)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 854 kez, 14 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: işaretlemek, imzalamak, ayırt etmek, bir şeyin hakikat ve mahiyetini kavrayıp idrak etmek,  öğrenmek; bilgi, enformasyon, farkındalık. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratan’ı bilmek.

âlim (çoğul. ulema): iyi bilen, öğrenen/bilge kimse.

âlem: yaratılmışlar / varlıklar, dünya

ilim: zaman ve mekân sınırı olmaksızın küçük büyük, gizli âşikâr her şeyi ve her hadiseyi müşahede etmişçesine hakkıyla bilmek. Gerçeğe ve vâkıaya uygun düşen inanç, bilgi ve kanaat. Bir şeyi gerçek yönüyle kavramak, gerçekle örtüşen kesin inanç (itikad), bir nesnenin şeklinin zihinde oluşması, nesneyi olduğu gibi bilmek, nesnedeki gizliliğin ortadan kalkması. Yanlış malumata ilim (bilgi) denilemez.İlmin zıddı, cehalet (cahillik, bilgisizlik ve yanlış bilgi)dir.

Türkçe’ye girmiş türevler: ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname

Yorum Bırak

Ra-Be-Be (ر ب ب)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 980 kez, 4 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir.

Türkçe’ye girmiş türevler: erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi

~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük

Yorum Bırak