İçeriğe geç

Kur'an Etimoloji Yazılar

Dal-he-Ra (د ه ر)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 2 kez, 1 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız

Kök anlamı: Gerçekleşmek.

Dehr, çoğul Duhûr: Zaman (kısa veya uzun); zamanın başlangıcı; yıl; olay; dünyanın başlangıcından sonuna kadar geçen süre; evre, çağ/devir; felaket/afet; kader – kısmet; iyi ya da kötü yaşam boyunca süren kalıcı bir alışkanlık, bir amaç, bir niyet, bir arzu. Dünya.

Türkçe’ye girmiş türevler : dehrî (dünyanın sonsuz olduğunu savunan kimse, materyalist)

Akad. Dāru (1): dönem, sonsuzluk, zaman, yüzyıl. Dāru (2): bir ömür (?), Altmış yıl (?). Darû: Sonsuza dek sürmek, devam etmek, var olmak; ebedi olarak yaşamak. Dārâ sonsuza dek, daima, ebediyen, devamlı, durmadan

Yorum Bırak

Dal-Ye-Nun (د ي ن)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 101 kez, 5 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: İtaat/teslimiyet, kölelik, din; yüksek/yüce/asil/şerefli rütbe/durum/evre; borç almak veya kredi çekmek, borçlu olmak, borca girmek, borç sözleşmesi yapmak, ödünç parayı geri ödemek/geri vermek, ölüm (herkes tarafından ödenmesi gereken bir borç olduğu için), geri ödeme/tazminat; yönetmek/hükmetmek/idare etmek, sahip olmak/elinde bulundurmak; bir şeye alışkın/alışmış hale gelmek, onay, belirli yasa/kanun, sistem, gelenek/alışkanlık/iş, davranış tarzı/biçimi

Türkçe’ye girmiş türevler :  dindar, diyanet, mütedeyyin

Akad dīnu “yasa, yargı” İbr/Aram dīn

Yorum Bırak

Kef-Vav-Nun (ك و ن )

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 1391 kez, 3 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanmak.

mekân – taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart.

mekânetun – yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer.

Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin, yekûn, topyekûn

Akad kānu durmak, konmak, konulmak

Yorum Bırak

Kaf-Be-Lam (ق ب ل)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 294 kez, 13 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: önüne almak, karşısına almak, kabul etmek, itiraf etmek, almak, aynı fikirde olmak; biriyle – bir şeyle karşılaşmak, yüz yüze gelmek; karşılamak, yönelmek, ilerlemek, yaklaşmak, karşılık, dengelemek, karşılaştırmak, cezalandırmak, telafi, ön taraf (12:26), kabul ederek onaylamak, kayırmak, şansı yaver gitmek.

kablu – önce, eskiden.

kabûl: razı olmak, mükafat vermek.

kabul: grup ; kabîle (çoğ. kabîl) : birbirlerine yönelen toplanmış cemaat.

ikbal / istikbal: öne yönelmek, kıble: yönelinen yer, hedef

mukābele: iki şeyi birbiriyle karşılaştırmak.

tekābül: iki şeyin birbirine karşı olması; aynı açıdan, aynı zamanda ve aynı konuda bir araya gelmemesi.

makbûl: kabul edilmiş.

Türkçe’ye girmiş türevler: kabul, ikbal, istikbal, müstakbel, kabala, kabil, kabiliyet, kabile, kıble, makabl, makbul, mukabele, bilmukabele, mukabil, tekabül, mütekabil

Arapça fiilin aktif hali ḳabala “yönelmek”, pasif hali ḳabila “almak” anlamındadır. Karş. ḳabl “ön, önce”, ḳibla “yön”, ḳabīl “tür, cins”. Aynı Sami kökünden İbr ḳibēl “almak, kabul etmek”.

Fr/İng cabbala Tevrat’ın gizli anlamına ilişkin Musevi gelenekleri, Batınilik ~ İbr ḳabbālāh קַבָּלָה alınmış olan şeyler, gelenek < İbr ḳibbēl קבל alma, kabul etme

Yorum Bırak

Nun-Fe-Sin (ن ف س)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 298 kez, 4 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: ruh, can, hayat, hayatın ilkesi, nefes, varlık, zat, insan, kişi; hevâ ve heves, kan, beden, bedenden kaynaklanan süflî arzular.

Kur’an’da nefs kelimesi çoğulu olan enfüs ve nüfûs biçimleriyle birlikte genellikle çeşitli varlıkların “kendilerini” belirtmek üzere kullanılır. Felsefî düşüncenin yaygınlaşmaya başlamasından sonra kelime daha çok “ruh” karşılığında da kullanılmaya başlanmıştır.

 

Nefes almak, soluk almak, rahatlamak, ferahlamak, solumak, iç çekiş, rüzgar, uzun konuşma (düzgün nefes almak sayesinde). Keder, endişe ve acının ortadan kalkması, kolaylık, rahatlama.

Gözü kalmak, aziz bilmek, ederi yüksek ve bu nedenle çok imrenilerek veya arzuyla istenen, arzu edilen, sevilir veya çok değerli hale gelen.

münâfese: erdemlerle donanıp erdemlilere benzemek için nefs ile mücahedete etmek.

nifâs: kadının doğum yapması

teneffes: iyice genişlemek, etrafı kuşatmak

Türkçe’ye girmiş türevler: nefis, enfes, enfüsi, nüfus, nefis, nefaset, nifas, teneffüs

Aram naphşā/npheşā נפשא a.a.; Akad napāşu soluk alma

Yorum Bırak

Zı-Lam-Mim (ظ ل م)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 315 kez, 12 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: bir şeyi ona ait olmayan yere koyma.

Zalime – karanlık olmak, belirsiz olmak. Korumak.
Bir şeyin üstünü kaplayan, koruyan [ya da gölgeleyen] şey.

Zaleme – yanlışlık ya da kötülük yapmak, adaletsiz davranmak, hastalıklı davranış içinde olmak, ezmek, zarar vermek, bastırmak, zulmetmek, yanlış kullanım, yanlış davranış, birinin hakkını çiğnemek, yanlış yere koymak, zarar, baskıcı olmak, suçlu yada adaletsiz olmak, kötücül hareket etmek, eksik veya başarısız olmak.

Türkçe’ye girmiş türevler: mazlum, mezalim, zalim, zulmet, zulüm

Aram ṣəlam צְלַם karartma, karalama, boyama, resmetme; İbr/Aram ṣalmoth צַלְמוֹת karanlık, zulmet; Akad ṣulmu siyah ≈ Akad ṣalāmu karanlık olma.

Yorum Bırak

He-Dal-Ye (ه د ي)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 316 kez, 12 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: doğru yola gitmek, doğru yolu göstermek, yol göstermek, kılavuz olmak, uğurlamak, yola rehberlik etmek, yönlendirmek, doğru yolu – yönü izlemek; doğru yola yönlendirilen, hidayet edilen; doğru yol, yön, yöntem, davranış biçimi. Hediye.

ihtidâ : Hidâyete erme, hak ve doğru olanı benimseme.

Türkçe’ye girmiş türevler: hidayet, hediye, ihtida, mühtedi, mehdi

Yorum Bırak

Kef-Te-Be (ك ت ب)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 319 kez, 7 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: iki deri veya kumaş parçasını birbirine eklemek, inci tanelerini dizmek, su kırbasının ağzını sıkıca bağlamak;toplamak, bir araya getirip dikmek, bağlamak; istinsah etmek, dikiş dikmek, raptetmek; yazı yazmak, dikte etmek; tayin, atama, takdir, yargılanmış, cezası hükme bağlanmış olan; hükmetmek, bir araya getirmek, toplamak, birbirine bağlı, kitap, içinde veya üzerinde yazı yazılan şey, kayıt, kaydolmak, ferman, kutsal yazı, kâtip, yazıcı

Kur’ân-ı Kerîm’de kitâb kelimesiyle aynı kökten bazı fiiller “yazma” mânası yanında “farz kılma, hükmetme, takdir etme” mânalarında da geçmektedi.  Kelimenin başlıca şu anlamlarda kullanıldığı görülür: 1. Vahiy (Kur’ân-ı Kerîm, Tevrat, incil) 2. Amel defteri. 3. Levh-i mahfûz.

Türkçe’ye girmiş türevler: ketebe, katip, kâtibe, kitap, kitabe, kitabet, kitabi, kitabiyat, reisülküttap, mektep, mektubat

Not: Sami ktb kökünün nihai anlamı “dikiş dikmek, bağlamak, raptetmek” olup, “yazı yazma” anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir.

1 Yorum

Ra-Elif-Ye (ر ا ي)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 328 kez, 8 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: Görmek, düşünmek, tutmak; görüş sahibi olmak, algılamak, yargılamak, dikkate almak, bilmek.

Türkçe’ye girmiş türevler: rey, mirat, riya, mürai, rüya, rüyet

Yorum Bırak

Ra-Ha-Mim (ر ح م)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 339 kez, 9 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.

Rahima – İyilik eden, faydalandıran, özrü kabul eden veya affeden. Sevmek, hassasiyet, merhamet, acıma, bağışlayıcılık, yararlılığı deneyimlemek için gerekli olan her şeye sahip olmak.
Terhamu – merhamet, acıma, ya da şefkat sahibi olan; çok acıyan, çok şefkatli olan.
Erham – rahimler (tekil) rahim, yani menşe orijin. Karında bebeğin büyüdüğü hazne.
Ruhmun – ilişki, yani akrabalık, doğumla bağlantılı yakınlık; Bir ata ile bağlantılı akrabalık ilişkisi. Bir bağlantı veya ilişki durumu.
RahmanAr. fa’lan vezninde, etkin sıfat- isim olup “bütünlük ve kapsamlılık” fikrini taşır.
Rahimfail vezninde olup, daimi olan bir “yineleme ve verme” fikrini ifade eder.

Türkçe’ye girmiş türevler: rahmet, istirham, merhum, merhume, rahim, rahman

İbr/Aram raḥmān רחמן «merhamet eden», a.a. < İbr/Aram #rχm רחמ sevme, acıma, merhamet etme, bağışlama. ≈ Aram raḥəm רחם ana rahmi ≈ İbr rəḥām רחם a.a. ≈ Akad rēmu a.a. )

Not: Ar/Aram/İbr #rḥm “kucaklama, şefkat gösterme, merhamet etme” fiili, isim kökünden türetilmiştir.

Yorum Bırak