İçeriğe geç

Kur'an Etimoloji Yazılar

Dal-Ye-Nun (د ي ن)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 101 kez, 5 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: İtaat/teslimiyet, kölelik, din; yüksek/yüce/asil/şerefli rütbe/durum/evre; borç almak veya kredi çekmek, borçlu olmak, borca girmek, borç sözleşmesi yapmak, ödünç parayı geri ödemek/geri vermek, ölüm (herkes tarafından ödenmesi gereken bir borç olduğu için), geri ödeme/tazminat; yönetmek/hükmetmek/idare etmek, sahip olmak/elinde bulundurmak; bir şeye alışkın/alışmış hale gelmek, onay, belirli yasa/kanun, sistem, gelenek/alışkanlık/iş, davranış tarzı/biçimi

Türkçe’ye girmiş türevler :  dindar, diyanet, mütedeyyin

Akad dīnu “yasa, yargı” İbr/Aram dīn

Yorum Bırak

Kef-Vav-Nun (ك و ن )

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 1391 kez, 3 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanmak.

mekân – taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart.

mekânetun – yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer.

Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin, yekûn, topyekûn

Akad kānu durmak, konmak, konulmak

Yorum Bırak

Kaf-Be-Lam (ق ب ل)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 294 kez, 13 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: önüne almak, karşısına almak, kabul etmek, itiraf etmek, almak, aynı fikirde olmak; biriyle – bir şeyle karşılaşmak, yüz yüze gelmek; karşılamak, yönelmek, ilerlemek, yaklaşmak, karşılık, dengelemek, karşılaştırmak, cezalandırmak, telafi, ön taraf (12:26), kabul ederek onaylamak, kayırmak, şansı yaver gitmek.

kablu – önce, eskiden.

kabûl: razı olmak, mükafat vermek.

kabul: grup ; kabîle (çoğ. kabîl) : birbirlerine yönelen toplanmış cemaat.

ikbal / istikbal: öne yönelmek, kıble: yönelinen yer, hedef

mukābele: iki şeyi birbiriyle karşılaştırmak.

tekābül: iki şeyin birbirine karşı olması; aynı açıdan, aynı zamanda ve aynı konuda bir araya gelmemesi.

makbûl: kabul edilmiş.

Türkçe’ye girmiş türevler: kabul, ikbal, istikbal, müstakbel, kabala, kabil, kabiliyet, kabile, kıble, makabl, makbul, mukabele, bilmukabele, mukabil, tekabül, mütekabil

Arapça fiilin aktif hali ḳabala “yönelmek”, pasif hali ḳabila “almak” anlamındadır. Karş. ḳabl “ön, önce”, ḳibla “yön”, ḳabīl “tür, cins”. Aynı Sami kökünden İbr ḳibēl “almak, kabul etmek”.

Fr/İng cabbala Tevrat’ın gizli anlamına ilişkin Musevi gelenekleri, Batınilik ~ İbr ḳabbālāh קַבָּלָה alınmış olan şeyler, gelenek < İbr ḳibbēl קבל alma, kabul etme

Yorum Bırak

Nun-Fe-Sin (ن ف س)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 298 kez, 4 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: ruh, can, hayat, hayatın ilkesi, nefes, varlık, zat, insan, kişi; hevâ ve heves, kan, beden, bedenden kaynaklanan süflî arzular.

Kur’an’da nefs kelimesi çoğulu olan enfüs ve nüfûs biçimleriyle birlikte genellikle çeşitli varlıkların “kendilerini” belirtmek üzere kullanılır. Felsefî düşüncenin yaygınlaşmaya başlamasından sonra kelime daha çok “ruh” karşılığında da kullanılmaya başlanmıştır.

 

Nefes almak, soluk almak, rahatlamak, ferahlamak, solumak, iç çekiş, rüzgar, uzun konuşma (düzgün nefes almak sayesinde). Keder, endişe ve acının ortadan kalkması, kolaylık, rahatlama.

Gözü kalmak, aziz bilmek, ederi yüksek ve bu nedenle çok imrenilerek veya arzuyla istenen, arzu edilen, sevilir veya çok değerli hale gelen.

münâfese: erdemlerle donanıp erdemlilere benzemek için nefs ile mücahedete etmek.

nifâs: kadının doğum yapması

teneffes: iyice genişlemek, etrafı kuşatmak

Türkçe’ye girmiş türevler: nefis, enfes, enfüsi, nüfus, nefis, nefaset, nifas, teneffüs

Aram naphşā/npheşā נפשא a.a.; Akad napāşu soluk alma

Yorum Bırak

Zı-Lam-Mim (ظ ل م)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 315 kez, 12 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız  

Kök anlamı: bir şeyi ona ait olmayan yere koyma.

Zalime – karanlık olmak, belirsiz olmak. Korumak.
Bir şeyin üstünü kaplayan, koruyan [ya da gölgeleyen] şey.

Zaleme – yanlışlık ya da kötülük yapmak, adaletsiz davranmak, hastalıklı davranış içinde olmak, ezmek, zarar vermek, bastırmak, zulmetmek, yanlış kullanım, yanlış davranış, birinin hakkını çiğnemek, yanlış yere koymak, zarar, baskıcı olmak, suçlu yada adaletsiz olmak, kötücül hareket etmek, eksik veya başarısız olmak.

Türkçe’ye girmiş türevler: mazlum, mezalim, zalim, zulmet, zulüm

Aram ṣəlam צְלַם karartma, karalama, boyama, resmetme; İbr/Aram ṣalmoth צַלְמוֹת karanlık, zulmet; Akad ṣulmu siyah ≈ Akad ṣalāmu karanlık olma.

Yorum Bırak