İçeriğe geç

Kur'an Etimoloji Yazılar

Nun-Be-Elif (ن ب ا)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 160 kez, 6 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Nun-Be-Elif      ن ب ا

Kök anlamı: Yüksek/yüce olmak, yüceltilmek / yükseltilmek, konum ve değeri yüksek olmak. Yeryüzünde çıkıntı/kabartı/yükseklik/yüksek mevki ya da saygınlık, besbelli/apaçık yol. Başka bir bölgeden/toprak parçasından gelen akarsu.

Bilgilendirmek, bildirmek, çağırmak, alçak sesle dile getirmek. Bilgi, haber, anons/ilan/duyuru; anlatı/anlatım; hikaye, büyük ve önemli haber, kendisinden büyük fayda sağlanan ve ilim alınan haber.

Nebî sözlükte “haber veren; mertebesi yüksek olan; açık seçik yol” anlamlarına gelir.

nebe – haber / hikaye
nebiy – peygamber
nübüvvet – peygamberlik
nebbe’a– anlatmak
enbe’a – anlatmak
istenbe’a – sormak ya da anlatılmak

Türkçe’ye girmiş türevler: nübüvvet, enbiya, nebi
~ İbr nābiyā נָבׅיָא [#nby] a.a. < İbr nābāa נָבׇא çağırmak, bildirmek

Yorum Bırak

Sad-Dal-Kaf (ص د ق)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 155 kez, 19 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Sad-Dal-Kaf (ص د ق)

Kök anlamı: doğru olmak, doğru sözlü/dürüst olmak, samimi/ihlaslı, doğruyu söylemek, başkasının söylediği gerçeği onaylamak yada belirlemek/pekiştirmek, teyit etmek, doğrulamak, inancına bağlı kalmak, içtenlikle vaadini yerine getirmek/ vaadine riayet etmek, yerine getirmek/tamamlamak, birini kendine güvenilir veya emin kılmak/tutmak.

saddeka– onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek.

tesaddeka– sadaka vermek.

sıdk– doğru sözlülük, doğruluk, gerçeklik, dürüstlük, dosdoğruluk, samimilik, sağlamlık, farklı nesneler arasındaki mükemmellik. hakikati konuşmak, gerçeğe uygun bilgi vermek, dürüst ve güvenilir olmak, vaadine sadâkat göstermek. hakikati ifade eden, gerçeğe uygun olan söz, doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik.

sâdık – doğru sözlü

sıddık– sadık/güvenilir/içten kişi; doğru sözlü/dosdoğru kişi.

Türkçe’ye girmiş türevler: sadaka, sadık, sıdk, tasdik, sadakat, musaddık, tasdikname

Aram ṣidāḳā צדקא doğruluk, erdem, adalet; İbr ṣadīḳ צַדדִיקׅ sadık. İbr ṣedeḳ, Aram ṣidḳōth “doğruluk, sadakat”.

Yorum Bırak

Elif-Mim-Ra (ا م ر)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 248 kez, 6 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Elif-Mim-Ra (ا م ر)

Kök anlamı: söylemek, herhangi bir işin yapılmasını söylemek, bir işin yapılmasını istemek, emretmek, talimat vermek, yönetmek.

emir (emr) – “emir, buyruk. hal, durum, iş, olay, konum”.

Türkçe’ye girmiş türevler: amir, emare, emireri, amira, amiral, mir, imrahor, miralay, mirliva, mirza, ümera, emrihak, emrivaki, evamir, memur, ululemr, umur (umursa-)

İbr/Aram āmar אמר söylemek, buyurmak

Yorum Bırak

Gayn-Fe-Ra (غ ف ر)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 234 kez, 9 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Gayn-Fe-Ra (غ ف ر)

Kök anlamı: gütmek, çobanlık etmek, otlatmak, beslemek, dikkatle gözlemlemek, bakmak, gözetmek, emir tutmak, kurala uymak, yönelmek, yönetmek, dikkat etmek. Sürüleri besleyen, çoban.

istiğfâr “kişinin kusurunun bağışlanmasını Allah’tan talep etmesi” demektir. İsfahânî’ye göre bu talebin hem söz hem fiille olması gerekir; aksi halde istiğfar kişiyi yalancı durumuna düşürür.
mağfiret başkasının kusurunu görmeme” anlamında insana, Allah’a nisbet edildiğinde “kulunun günahını örtüp kusurunu bağışlaması” anlamına gelir.

Türkçe’ye girmiş türevler: mağfiret, estağfurullah, gaffar, gufran, istiğfar, miğfer

Yorum Bırak

Ra-Ayn-Ye (ر ع ي)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 10 kez, 6 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ra-Ayn-Ye (ر ع ي)

Kök anlamı: gütmek, çobanlık etmek, otlatmak, beslemek, dikkatle gözlemlemek, bakmak, gözetmek, emir tutmak, kurala uymak, yönelmek, yönetmek, dikkat etmek. Sürüleri besleyen, çoban.

riayetun – riayet, uyma, yerine getirme, gözetim
mera – mera, otlak
rea – gözlemlemek, saygı duymak, bakmak, dinlemek, kulak vermek.

Türkçe’ye girmiş türevler: riayet, mera, meri, raiyet (reaya)

Aram rāˁyā רעיא çoban’

Yorum Bırak

Vav-Lam-Ye (و ل ي)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 232 kez, 12 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Vav-Lam-Ye (و ل ي)

Kök anlamı: yakın olmak, yanında olmak, yan yana bulunmak, yardımcı, dost, veli, yakın, yoldaş; uygun olmak, sevmek, yönelmek, yardım etmek, korumak, bir işin sorumluluğu kendi üstünde olmak, gözetmek, göz kulak olmak, yönetmek, başında durmak.

“Vellâ” ve “tevellâ” gibi fiiller “yüz çevirmek, uzak durmak” mânalarına gelir.

Türkçe’ye girmiş türevler: evla, evliya, mevla, mevali, mevlana, molla, mütevelli, velayet, istila, müstevli, vali, vilayet, eyalet, veliaht, velinimet, mal, maliye, maliyet

Yorum Bırak

Ha-Za-Nun (ح ز ن)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 42 kez, 2 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ha-Za-Nun (ح ز ن)

Kök anlamı: kederli / hüzünlü/ mutsuz / mahzun olmak; derde girmek, matem, mahzun etmek, bir şeye üzülmek, kederlenmek, tasalanmak, endişe, gam, efkar, tasa, acı, can acısı, hüzün, üzüntü, keder, tasa.

hüzün “istenmeyen bir durumun başa gelmesinden veya geçmişteki bir kayıptan duyulan keder, üzüntü” şeklinde tanımlanır ve sürûr ve ferah kelimelerinin karşıtı olarak gösterilir. Râgıb el-İsfahânî “hüznü” “kederden hâsıl olan iç sıkıntısı” şeklinde tanımladıktan sonra bu sıkıntının iradî olmadığını, bu sebeple Kur’an’da geçen “üzülme” veya “üzülmeyiniz” gibi ifadelerin gerçekte hüzünlenmeyi değil bu duyguya götüren davranışlardan sakınmayı öğütlediğini belirtir.

Türkçe’ye girmiş türevler: hüzün, hazin, mahzun

Yorum Bırak

Fe-Te-Ye (ف ت ي)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 21 kez, 7 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Fe-Te-Ye (ف ت ي)

Kök anlamı: genç/civan olmak; ergin, cesur, cömert, erkeksi nitelikler, gözüpek, cesur, iyi arkadaş, genç yoldaş, genç köle, hizmetkar.

efta – tavsiyede bulunmak, görüş bildirmek, talimat vermek, karar vermek, bir hukuk meselesinde yargıda bulunmak/karar vermek, yasal bir kararname vermek, yasal bir karar ilan etmek, ilahi bir karar vermek veya kutsal bir yasa çıkarmak, anlamını açıklamak, duyurmak, açıklama yapmak.

fetva kelimesi sözlükte “bir olayın hükmünü açıklayan veya hükmünü koyan, güçlükleri çözen kuvvetli cevap, hukuki görüş” anlamındadır.

Türkçe’ye girmiş türevler: fetva, müftü

Yorum Bırak

Ayn-Fe-Fe (ع ف ف)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 4 kez, 2 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ayn-Fe-Fe (ع ف ف)

Kök anlamı: gayrimeşru/yasadışı olandan kaçınmak, utanmak, edepli olmak, kanaatkâr olmak, kendini dizginlemek.

iffet – güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmak

Türkçe’ye girmiş türevler: afif, iffet

Yorum Bırak

Mim-Te-Ayn (م ت ع)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 70 kez, 4 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Sad-Lam-Ha (ص ل ح)

Kök anlamı: eğlenmek, keyfini sürmek, yararlanmak; hediye, yararlı / avantajlı herhangi bir şey, mallar (örneğin mutfak eşyaları, mobilyalar), emtia/mal/eşya

temettuˁ – kullanma, yararlanma, menfaat elde etme

metâ kelimesi (çoğulu emtia), “insanın elde edip yararlanmak istediği her türlü maddî değer ve ihtiyaç maddesi demektir.

mut‘a erkeğin eşinin geçimini sağlamak üzere ona vermekle yükümlü olduğu maddî değeri ve özellikle hanımını boşaması halinde ona ödeyeceği nafakayı ifade etmekte, ayrıca “mehir” mânasına da gelmektedir.

Türkçe’ye girmiş türevler: meta, emtia, matah, muta, temettü

Yorum Bırak