İçeriğe geç

Aylar: Eylül 2019

Ha-Kef-Mim (ح ك م)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 210 kez, 13 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ha-Kef-Mim (ح ك م)

Kök anlamı: Bir şeyi ıslah etmek için bir tür alıkoymak, iyileştirmek amacıyla menetmek, düzeltmek, dizginlemek, engellemek, alıkoymak, gemlemek, yular ile kontrol etme, bir insanın kötü veya bozuk bir şekilde hareket etmesini önlemek, sınırlamak.

Hüküm vermek, hükmetmek, yargılamak, yargıda bulunmak, karar vermek, hukuken karar vermek, yargı yetkisini yerine getirmek, yargıda güvenilir olmak. Yönetmek, buyurmak veya bir şeyi karara bağlamak.

Bilgece davranmak, bilgelik, bilgi veya bilgelik sahibi olmak.

Ehkeme – Bir şeyi sağlam, kalıcı, güvenilir ve zarar veya olası kusurlardan bağımsız kılmak, sağlamlaştırmak, pekiştirmek.

Hakem – Hüküm konusunda uzman

Hâkim – Hüküm veren, yönetici, kadı

Hakîm– İşleri gereği gibi sağlam ve kusursuz yapan, kendisini gerçek dışı bilgilerden ve nefsânî arzulardan alıkoyan, düşünce istikametine ve davranış selâmetine sahip bulunan kimse. Kelime Allah’a nisbet edilince “bütün sözleri ve fiilleri adalete, ilme ve hilme uygun olan” mânasını kazanır.

Hikmet – Söz ve amelde isabet etmek, atın ağzına vurulan gem, fiil ve bilgide doğruyu bulmak. Batı kaynakları, Arapça hikmetin Kitâb-ı Mukaddes’in birçok yerinde “zihnî kabiliyet, ustalık” anlamında kullanılan İbrânîce hokhmah kelimesiyle aynı semitik köke dayandığını belirtir.

Muhkem – sebepli, gerekçeli olan, sağlam/bozulmadan kalan, sağlamlaştırılmış olan, manası tahkim olan, sağlam kılınmış, dış etkilere ve bozulmalara karşı korunmuş.

Türkçe’ye girmiş türevler : ahkâm, hakem, hakim (haham, hekim, hikmet), hakimiyet, hüküm, hükümdar, hükümet, hükümran, istihkâm (müstahkem), mahkeme, mahkûm, muhakeme, muhkem, tahakküm (mütehakkim), tahkim

Not: Ar #ḥkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından “yargılama” Arapçaya özgündür. “Güçlendirme, tahkim etme” aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. “Bilme, bilge olma”, “Kitabi ilimlere hakim olma” türevleri aynı fiilin Aramicede özelleşmiş anlamından Arapçaya alıntıdır.

~ İbr/Aram ḥākām חָכָם [#ḥkm] bilge, alim < Aram ḥakam bilmek, alim olmak

1 Yorum

Be-Ayn-Dal (ب ع د)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 235 kez, 6 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Be-Ayn-Dal (ب ع د)

Kök anlamı: uzaklaşmak, uzamak, sapa/uzakta olmak; uzak bir yere çekilmek, yabancılaşmak; ilgisiz/dalgın/soğuk olmak; geniş boşluk, büyük mesafe, uzaklık, boy, buut. Sonra.

Türkçe’ye girmiş türevler: buut, ebat

Yorum Bırak

Nun-Vav-Sin (ن و س)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 241 kez, 1 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Nun-Vav-Sin      ن و س

Kök anlamı: sallanmak, hareket etmek, kıpırdanmak. Unutmak, sıkıntıya düşmek, acı çekmek. İnsanoğlu, insanlar, erkekler.

Ayrıca bknz. Elif-Nun-Sin ا ن س

Türkçe’ye girmiş türevler: nâs

İbr enōş אנוש , ≈ Akad nişu halk, kavim

Yorum Bırak

Dal-Ayn-Vav (د ع و)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 212 kez, 7 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Dal-Ayn-Vav      د ع و

Kök anlamı: çağırmak, aramak, istemek, sormak, yardım talep etmek, başvurmak, atfetmek, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, rica etmek, talep etmek, muhtaç olmak; davet etmek, iddia etmek. haykırmak, meydan okuma, bağırma, çağırma, uzaktakini çağırma – yakınlaştırma.

Türkçe’ye girmiş türevler:dua, beddua, duahan, dava, davet, davetiye, dua (beddua, duahan), iddia (iddianame, müddei), istida

Yorum Bırak

Ayn-Lam-Vav (ع ل و)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 70 kez, 14 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ayn-Lam-Vav      ع ل و

Kök anlamı: Yükseklik ve yücelik; şan, şeref, kuvvet ve kudret sahibi olmak, yüksek olmak, yükseltilmiş, yüce, engin, yükselmek, üstesinden gelmek, üzerinde olma, gurur duymak/üzerine/üzerinde, artmak, rütbe ve haysiyette artış, yükseltmek, kaldırmak, üstünlük sağlamak. – büyüklük, yüce – değerli, şerefli olan, üstün – üst taraf.

Türkçe’ye girmiş türevler:âlâ (ulya), alelade, aleyh, aleyküm, aleyna, lalettayin, alazalik (kezalik), alelade, aleyhisselam, binaenaleyh, müşarünileyh, alicenap, ilâ, ilave, illiyyin, teali, müteal, teala, ulvi

~ İbr ˁiliyon עֶלְיוֹן [#ˁly] en yüce, en yüksek

Yorum Bırak

Ayn-Kaf-Be (ع ق ب)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 80 kez, 11 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ayn-Kaf-Be      ع ق ب

Kök anlamı: başarılı olmak, yerini almak, sonrasında gelmek, ayak basmak, izlemek, ardından gelmek, hemen arkasından gelmek, bir kimseyi çok yakından takip etmek. Ayağın arka tarafı, topuk, ökçe, ard – soy sop, torun.

akkabe – defalarca gayret etmek, iade etmek, cezalandırmak, bir başkasının adımlarının üzerinden geçmek, izini takip etmek
taakkabe – dikkatlice bilgi toplamak, adım adım izlemek
akab – ölmek, geride çoluk çocuk bırakmak
akabeh – çıkması zor olan yokuş, derin vadiden yüksek dağa çıkan sarp yokuş, dağlardaki sarp yol, müşküllü yokuş, tehlike – sırtlı, arkalı, engebeli – birşeyin hemen arkası
ukbun – başarı.

akub – topuk, oğul, torun, yavrular
ukba – karşılık, misilleme, sonuç, ödül, son, başarı
ikab – günahtan sonra ceza, bir olayın sonucuna veya semeresine bakarak onu erteleyen veya geri çeviren.

Türkçe’ye girmiş türevler: akıbet, akap, müteakip, takip, ukba

Aram ˁaḳbā, Akad iḳbu “topuk”. ~ İbr yaˁḳōb יעקב «ardından gelen, sonraki», bir erkek adı, Yakup < İbr ˁāḳab עקב izleme, peşinden gitme

Yorum Bırak

Ayn-Ra-Şin (ع ر ش)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 33 kez, 3 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ayn-Ra-Şin      ع ر ش

Kök anlamı: inşaa etmek/bina etmek, (üzüm şarabı için) sarmaşık parmaklığı, asma sapı yapmak, çatı, yükseltmek (ev ya da yapı), mesken tutmak. – Tavanı olan şey, taht, çardak, köşk, çatı, mülk, güç, nüfuz, saltanat, egemenlik.

Türkçe’ye girmiş türevler: arş

~ Aram ˁarş ערש taht, özellikle Baal tapınağındaki taht ~ Akad erşu açık havada yatılan taht-yatak

Yorum Bırak

Ayn-Ra-Be (ع ر ب)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 22 kez, 3 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Ayn-Ra-Be      ع ر ب

Kök anlamı: Fasih konuşma, açıklama, ifade etme; açıkça belirtme, apaçık beyan etme. farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat. Saf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su. Tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak.

Arab kelimesi bir ırkın ismi olmakla beraber bu ırkın köy ve şehirlerde yaşayanlarına arab,  çölde (bâdiye) yaşayanlarına ise a‘râb (bedevî) denir.

urb – kocasına çok düşkün olan ve onun haklarını güzel bir şekilde yerine getiren eş.

Türkçe’ye girmiş türevler: Arap, irap (Arapça sözcüklerin kurala uygun çekilmesi)

Yorum Bırak

Elif-Ye-Dal (ا ي د)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 11 kez, 2 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Elif-Ye-Dal      ا ي د

Kök anlamı: desteklemek, güçlendirmek, onaylamak, doğrulamak, sağlamlaştırmak.
büyük kuvvet, kudret, büyük iş, gücü kuvveti olma.

Türkçe’ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit

Yorum Bırak

Be-Ra-Cim (ب ر ج)

Kuran’da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 7 kez, 4 adet türemiş formda geçiyor.

Kuran’daki geçiş yerlerinin detaylı analizi için tıklayınız Be-Ra-Cim      ب ر ج

Kök anlamı: Saray, burç, kale – güzelliklerini gösteren kadın – görünme, ortaya çıkma, açılıp saçılma – gözleri geniş ve güzel olan.

Teberruz, bariz, açık, aşikar, zuhur eden, her bakanın gözüne zahir olan – surların yüksek yerleri yüksek köşk içinde oturanlar için ne ise burçlar da yıldızlar için onun gibidir. Ayın konakladığı menziller de köşke benzer, görünme anlamı da taşır; köşkün yüksekliği nedeniyle görülmesi gibi.

Türkçe’ye girmiş türevler: burç, burgaz, burjuva

~ Aram burgā ברגא 1. kule, 2. yolcular için durak yeri, menzil ~ EYun pýrgos πύργος kule << HAvr *bʰr̥ǵʰ- yüksek yer, kule < HAvr *bʰerǵʰ- korumak

Yorum Bırak